CORLUTICARET.NET » YAZILAR
KÜÇÜK KALSAYDIK KÜÇÜLECEĞİMİZE

 KÜÇÜK KALSAYDIK KÜÇÜLECEĞİMİZE
 

Erdinç LAFÇI
ÖYKÜNÜM
erdinc.lafci@corluticaret.net
 

GÜNCELLEME: 05.12.2006 OKUNMA : 2834
      Yediği tostun ucundan bir parça koparıp masanın bacağına sürtünerek yaltaklanan kedinin önüne bıraktı genç kız. Erkek arkadaşına döndü ve yan masalardan da duyulmasına özen gösterdiği naylon kokan ses tonuyla;

      -Ah canım… ne kadar da şirin baksana. Dedi.

      Kedi, farkında olmadan biraz küresel ısınmanın biraz da yeni tanışanlara özgü sevecen görünme telaşının nimetlerinden faydalanıyordu. Öyle ya Aralık ayının bu günlerinde hiç böylesine kalabalık olmazdı limandaki bu çay bahçesi. Balıkçı ağlarındaki artıklar ile idare ediyor olacaktı şimdi şu “şefkatli” insanlar olmasaydı.

      - “Alıştırmasaydınız.” dedi garson. “Sonra musallat olup masanın üstüne kadar çıkar bunlar.”

      Aklına aniden bir şey gelmiş olacak ki birden dönüp gözlerini kısarak çay bahçesinin girişindeki masalara baktı. Yine oradaydılar işte! Kenar masaları dolanıyor önce ağlamaklı, sonra ısrarcı nihayetinde de tehditkar tavırlar takınarak para dileniyorlardı. Kenar mahalle çocuklarıydılar. Yarı aç yarı tok karınlarını doyurmaktansa bazen –o küçücük ellerinde daha da çirkinleşen- sigarayı tercih ediyorlardı. Bizler biraz kurtulmak biraz da vicdan rahatlatmak için verdiğimiz her bozukluktan sonra hangi davranışın daha “bozuk” olduğu konusunda standarda bağlanmış bir tartışmaya gireriz arkadaşlar arasında. Alıştırmamak lazım” der bir tarafımız “okumak, adam olmak yerine asalak gibi yaşamayı marifet bilecekler hayatları boyunca” . Bir yanımız da “para vermezsek okula gidip, adam olacaklar mı sanki?” diye sorar. Belki de gerçekten karınları açtır diye düşünürüz. Garson hızlı adımlarla yanlarına gidiyordu ki balıkçı teknelerinin başını döndürmeye çalışan martılara benzer sesler çıkartarak kaçışmaya başladılar. Uzaktan salladığı tekmesiyle beraber belli belirsiz duyabildiğim bir de küfür savurdu garson. Üst üste dizilmiş bardaklarla dolu çay tepsisini almak üzere mırıldana mırıldana ocağa döndü.

      Geçen yaz üye olmayanların giremediği çay bahçelerinden birinde acemiliklerini ürkek bakışlarıyla ele veren biri 7 diğeri 9 yaşında iki çocuk salındı içeriye. Ahmet ve Sedat. Ellerinde bir tartı vardı. Biri ötekine, öteki berikine “sen sor” şeklinde kaş göz ediyordu. Utana sıkıla “tartalım mı?” diye diye masaları dolaşmaya başladılar. Üstü kapalı yaptığım hikayelerine karşılık gazoz teklifimi düşünmeden kabul ettiler. Gazozun tadına ve pipetten içmeye olan yabancılıkları yüzlerinden okunuyor bu da hikayenin yarısını tamamlıyordu aslında. Kalkıp göçtükleri bu memlekette bir de babaları terk etmişti. Geçimlerinin büyük bölümünü 5 kardeşin en büyüğü olan ağabeyleri bir fırında çalışarak karşılıyordu. Ellerine geçen üç beş kuruşla gidip eskiciden bir tartı satın almışlardı. Fakat tartı arızalı çıkmış yani biraz eksik tartıyormuş. Geri götürdüklerinde eskici paralarını geri vermeyi reddetmiş. Öfkelenmişler ama ellerinden bir şey gelmemiş. “Hangi okula gidiyorsunuz?” sorusuna Ahmet’in verdiği yanıt “birinci sınıfa gidiyorum” oldu. Okulun adı konusunda ısrar edince bir okula kayıt edildiklerini, ancak okulun adını öğrenecek kadar bile gidemediklerini öğrendim.

      İnsanlar arasındaki kültürel, sosyal ve iletişimsel kopuklukların vurgulandığı “babil” filmini izledim geçen hafta. Aynı zaman diliminde yaşıyor olsalar bile bambaşka dünyaların insanlarını anlatabilmek adına Japonya-Fas-A.B.D-Meksika arasında gidip gelen, renkleri, müzikleri, dilleri itibariyle birbirini anlamaktan çok uzak insanların hikayesiydi. Belki de o kadar uzaklara gitmeye bile gerek yok diye düşündüm izlerken. Aşağı mahalleye inmek yeterli içinde yaşadığımız babil i görebilmek için.

      Şimdilerde kötülüğün ayyuka çıktığına, insanlığın ayağa düştüğüne dair haberler okuyoruz/izliyoruz. Çocuk istismarları artık her zamankinden çok gözümüzün önünde ve daha çok midemizi bulandırmaya başladı. Herkes bu konudaki duyarlılığını ve rahatsızlığını gösterebilmek gayreti içerisinde. Gazeteler, televizyonlar ve haber siteleri her gün daha “kafadan” , daha ön sayfalarda veriyorlar taciz/tecavüz haberlerini. İşin içine tiraj kaygısı da eklenince vurucu başlıklar atılıyor bu haberlere. Bu da işin çirkinleşen bir başka boyutu. Olup bitenlere karşı duyduğumuz üzüntüye ellerimizle öldürdüğüz kendi çocukluğumuzun azabı da ekleniyor . Arkadaşlarının bakkaldan aşırdığı gofretin parasını “geçen akşam eksik almışsınız” diyerek ödeyen o masumiyet, ipi kopmuş bir uçurtma gibi boynunu bükerek ve küçülerek uzaklaşıp kayboluyor içimizde. Uzaklaşmanın yanı sıra bir irtifa kaybı hissi uyandırıyor . Kendi kendimizle körebe oynuyoruz. Kollarımız açık, gözlerimiz bağlı çocukluğumuza sarılmaya çalışıyoruz karanlıkların içinden. İstismar ettiğimiz kendi çocukluğumuza yalvarmak, ondan af dilemek için. Bir gazozla kandıramayacağımız kadar dargın bize çocukluğumuz.
    BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR
YORUM YAPAN : Filiz CİVAN      TARIH : 15.12.2006
Büyüklerim eski zamanları anlattıklarında farkediyorum o günkü saygı ve edep sınırlarıyla bugünkü arasındaki farkı.insanlar sevgi içinde yaşıyorlarmış.yapılan herşeyin tadı,verilen emeğin karşılığı varmış.şimdi?şimdiyse?...devamını getirmektense bence üç nokta kafi!...

YORUM YAPAN : ismail dürmüş-antalya      TARIH : 13.12.2006
müthişti....hala kitaplarınıza ulaşamadım nerden temin edebilirim?Cevap yazarsanız sevinirim...

YORUM YAPAN : çiğdem dönmez      TARIH : 06.12.2006
Büyüdük büyümekten bir şey umarak .Bir büyük boşlukta bozuldu büyü . Hiç yaşayamadığımız çocukluğumuz alacaklı, biz yaşamaya çalışıyoruz gam yükü borçlarla .

YORUM YAPAN : hülya eke      TARIH : 05.12.2006
Böylesine güzel sözlere yorum değil alkış yapılır.

YORUM YAPAN : duygu cerav      TARIH : 05.12.2006
Doğru yazılmış cümleler üzerine konuşmaya gerek yoktur...

   YORUM YAPIN

 
    EDITÖRE AIT SON 15 YAZI   Bu Editöre Ait Tüm Yazılar
    - KUNDAK   (22.03.2009)
    - BAHARIN ŞARKISI   (14.05.2007)
    - BÖCEK GİBİ GÜZELDİ*   (08.03.2007)
    - GRİ   (05.03.2007)
    - HEPİMİZ KAÇ TANEYİZ?   (09.02.2007)
    - ŞARKI HALİNDE KAL   (22.01.2007)
    - VURULDUM AKLIMIN ORTA YERİNDEN   (08.01.2007)
    - VAKİTSİZ YORULDUK   (20.12.2006)
    - SAÇLARINA TUTUNDU DÜNYA   (13.12.2006)
    - KÜÇÜK KALSAYDIK KÜÇÜLECEĞİMİZE   (05.12.2006)
    - (S)AYIKLADIKLARIM   (23.11.2006)
Yazarın Tüm Yazıları

 

 












Siz de Mail Listemize Katılın

Listemize katılarak en son
haberleri bültenler halinde düzenli olarak alabilirsiniz.

 
Alışveriş Merkezleri | Ambalaj | Bilgi Teknolojileri | Çiçekçilik | Danışmanlık | Dayanıklı Tüketim | Denizcilik | Deri Sanayi ve Ürünleri | Diğer Sektörler | Eğitim | Eğlence | Elektrik - Elektronik | Enerji | Ev Ve Bahçe Aksesuarları | Finans | Fotoğraf Ve Sanat | Gayrimenkul | Gıda | Hayvancılık | Hazır Giyim | Hırdavat / Nalburiye | Hizmetler | Inşaat / Yapı | İklimlendirme Sistemleri | İthalat / İhracat | Kamu Kurumları | Kırtasiye / Basım | Kimyasal Madde | Kişisel | Makine / Metal | Market / Mağaza | Matbaa Ve Yayıncılık | Meslekler / Dernekler | Mobilya | Orman Ürünleri | Otomotiv Ve Yan Sanayi | Oyuncak | Pazarlama | Plastik | Reklamcılık | Sağlık | Sigorta / Resürans | Sivil Toplum | Süs Eşyaları | Takı / Aksesuar / El Sanatları | Tarım Ve Ziraat | Taşımacılık / Lojistik | Tekstil / Giyim | Telekominikasyon | Tıp / Sağlık | Turistik İşletmeler | Üretim Sanayi - KOBİ | TÜM SEKTÖRLER |

CorluTicaret.Net Hakkında  |  İletişim  |  Sıkça Sorulanlar  |  Reklam Programları  |  Özel Firma Üyeliği
 
 
 
©2006 CorluTicaret.Net.Tüm Hakları Saklıdır.Sitede Geçen Tüm Yazı, Döküman v.b Kaynakların
 Izinsiz Kullanılması Suçtur ve Sitede Adı Geçen Firmaların Tüm Bilgilerinden Sadece Ilgili Firma Sorumludur.
Ayrıca Bkz. Gizlilik & Güvenlik Politikası
Çorlu Web Tasarım
spektra