CORLUTICARET.NET » YAZILAR
MİLLİCİLİK

 MİLLİCİLİK
 

Koray DAĞLAR
EDİTÖR
koray.daglar@spektrabilisim.com.tr
 

GÜNCELLEME: 21.01.2007 OKUNMA : 3216



      İlk söylem Rahmetli Uğur Mumcu'dan çıkmıştı. Mustafa Kemal'in 6 ilkesinden olan Milliyetçilik ilkesinin  adının "Millicilik" olarak revize edilmesi. Daha sonraları epey tartışıldı bu konu.

      Mustafa Kemal elbette ki köken olarak çok çeşitlilik barındıran bir ülkede "milliyetçilik" derken ırk veya kökeni baz almamıştır. Irk Milliyetçiliğinin (Şovenizm) tehlikelerini göre göre bu adlandırmayı yapmaz. Onun kastettiği milli değerlere hayatın her alanında sahip çıkmak, ülkesini sevmek, ülkenin menfaatlerine göre bir hayat duruşu sergilemektir. İşte tam da bu yüzden (bence de) Milliyetçilik kelimesinin anlatımdaki karşılığı "Millicilik"tir.

      Hırant Dink'in kızı babasının ölümünden sonra hepimize aynayı tuttu. "Babam öldü, şimdi kanınız daha mı temiz?" Zerre suçum olmadığı halde hayatımda yediğim en ağır hakaretlerden biriydi.

      Dink Ermeni olup da Ermeni Meselesi'ne en sağ duyulu davranan kişiydi. Diasporanın oyunlarına gelmiyor ama Ermeni Tehcirinde yaşananların da aydınlanmasını istiyordu. Ne diasporaya yaranabiliyor ne de aşırı Türk milliyetçilerine, kendi inandığı yolda ilerliyor olayın tarafsız bir gözle aydınlanması için uğraş veriyordu.

      Bana çocukken teşhis koyarak belki de hayatımı kurtaran Dr. Simento, bezirgan Yorgi amca, Mahallenin kabadayısı Kürt Ahmet, Çerkez ablamız Janset Hanım, dedemin benzin aldığı Haleva Petrol, Opera ile bizi eurovizyonda temsil eden Türk Milliyetçisi Tekin Alp (Moiz Kohen) ülkemin renklerinden sadece bir kaçı. Hangisi sizden veya benden daha az seviyordu bu vatanı? Hangisinin kanı daha kirliydi sizden, benden?

      Oysa bugün biz ülke olarak Türkmenlere uygulanmakta olan bezdirme, yıldırma politikalarını konuşuyor olacaktık. ABD askerlerinin PKK kamplarına yaptıkları (sözde) baskın ve aramada bir tane bile silah bulamamalarını konuşuyor olacaktık.

      Avrupa Birliği yolunda vereceği zararları, Diasporanın söylemine nasıl katkılar yapacağını bir yana bırakarak sadece ülkemin içindeki gündem değişikliği bu.

      Ülkemizin üstünde büyük oyunlar oynanıyor, esas işte tam da bu "Kanıma" dokunuyor.
    BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR
YORUM YAPAN : Meriç Gönülal      TARIH : 09.07.2008
Aslında temelde "millicilik" kavramı ülkemiz topraklarında "milliyetçilik" kavramının "ırkçılık" kavramıyla birbirine karıştırılması sonucunda ortaya çıkmış bir kavramdır. Olumlu bir söyleyişle "aşırı milliyetçi" dediğimiz "ırkçı" toplumsal gruplar toplumlar içersinde sosyolojik ve siyasal bir çatışma ortamı oluşturmuştur. Bu da dış güçlerin, stratejik açıdan önemli bir ülke olan Türkiye'nin birlik ve beraberlik içinde belli bir refah seviyesinde yaşamaması ve sürekli dış güçlere bağlı kalması için önemli bir etmen olmuştur ve olmaktadır.

"Millicilik" kavramı bütün bu nedenlerden dolayı "Milliyetçilik" kavramından çekinilmesi ile kullanılmaya başlanmıştır. Türk toplumu içerisinde bireyler arasında "milliyetçi" olduğunu savunan bireyin diğer bireyler tarafından kafatasçı olarak algılanma korkusu bireylerde savunduklarını başka bir kelime ile açıklama ihtiyacı doğurmuş ve "Atatürk Milliyetçiliği" ni savunan bireylerin savundukları düşünceye “Millicilik” adı vermesine neden olmuştur.

Atatürk milliyetçiliği ile millicilik kavramları arasında temelde hiçbir fark olmadığı görülmektedir. Atatürk milliyetçiliği ile millicilik kavramlarının ikisinin de temelinde milli değerlere hayatın her alanında sahip çıkmak, ülkesini sevmek, ülkenin menfaatlerine göre bir hayat duruşu sergilemektir.

Aslında problem kullanılan kelimelerde değil, toplumların kavramları yanlış anlama ve yorumlamaları nedeniyle anlam karmaşası içine düşmesidir. Bu anlam karmaşası yıllar sonra şimdi “millicilik” dediğimiz düşünceye farklı bir isim koymamıza neden olacaktır. Bu nedenle anlam karmaşasından kurtulmamız için öncelikle “milliyetçilik” kavramını tamamen her yönüyle kavrayıp, toplum içerisindeki diğer bireylere de kavratmalıyız.



YORUM YAPAN : Murat SEVGİ      TARIH : 27.02.2007
Milliyetçilik

Korktuğunuz için mi?
Yoksa kelimeyi beğenmediğiniz için mi?
Sonuna kadar milliyetçilik.
Kabul edesi gelmeyenler için söylüyorum.
İnadına bir daha, bir daha!

Mil-Li-Yet-Çi-Lik

Evet!
Niye bu kadar çok üstünde duruyorum?
Neden ısrarla silip yok etmek istiyorlarsa ondan.

Türk tarihinin bilinen yazılı tarihten tutun da, insanlığın şekillenmeye başladığı ilk aşamalara kadar uzanan geçmişi ile bir bütün olan, ortak yürüyüşü en az 7-8 bin yıllık bir toplumun -yani bir milletin- bireylerini bir arada tutan birkaç yapıştırıcıdan biridir milliyetçilik.

Birer meta-fikir yada sosyolojik tanımlama olarak milliyetçilik; akım olarak son 300 yılda tanımlanmış bir olgu olabilir. Ama bunun tanımlanmamış olması bilinç olarak, sosyal tutum olarak, -milli ruh olarak,- daha öncesinde var olmadığı anlamına gelmez.

Adlarının başına “yazar” yazmayı seven birçok fikir adamınca sanki yapay bir ideolojik olgu gibi gösterilmesine rağmen milliyetçilik, sahiplenme duygusunun en önemli öğesidir. Hiçbir ek değere ulaşmadan yalnız ve yalın bir bireyin, sahip olduğu ilk ve tek değerdir. Birey, yalın bir kişilik olarak kendini bir topluluğun parçası ve bir bütünün, organizmanın hücresi gibi görür.

İşte bu organizmanın adı millettir.

Sosyoloji bilimi; bireylerin davranışları ile toplulukların davranışlarını incelerken bunu fark etmiştir. Toplulukların tek, tek bireyler gibi de değil bütünleşik bir kitlesel davranışla hareket ettiğini keşfetmiştir. İşte bu topluluk hareketlerinden biridir milliyetçilik.

Aile milliyetçiliği, Okul milliyetçiliği, Şehir milliyetçiliği, Irk milliyetçiliği, Vatan milliyetçiliği, ve en güzeli Dünya milliyetçiliğidir.

* Aile milliyetçiliği:

Kardeşlerin komşu çocuklarının yanında kendi kardeşini kayırmasını ve desteklemesini sağlayan dürtüleri oluşturur. Bahçenizi, evinizi, bisikletinizi, topunuzu yada kedinizi bunun için sahiplenirsiniz. Onlar size aittir. Ama aslında siz de onlara aitsinizdir. Aile, eşyalar ve insanlar bir bütündür.

* Okul milliyetçiliği:

Aynı okulda aynı sıralarda dirsek çürüten 7-8’li yaşlarından beri bir arada olan bireylerin biri birlerini kayırması yada desteklemesidir. Bunu okullar arası yada aynı okul içerisinde sınıflar arası düşünebilirsiniz. 20’li yada 30’lu yaşlarınızda 20 yıl önce yaşanmış bir okul faaliyeti anlatılsa -bu benim okulum diye- gururlanmanızı sağlayan dürtüler böyle çıkar ortaya. Yada çok önemli bir görevdeki okul arkadaşınızı -Ahmet bey benim orta okuldan sınıf arkadaşım diye- çevrenize anlatmak zevk verir. İşte bunlar milliyetçiliğin temel öğesinin etkileridir.

* Şehir ve semt milliyetçiliği:

Belirli bir semtte yaşamış olmanın o semtin kültürü ve eğitimlilik hali ile oluşmuş sosyal ortam havuzunda benzer şekillerde yetişmiş bireylerin biri birlerini kayırıp desteklemesidir. Semt takımlarının maçlardaki taraftarlık mantıkları, çocukların mahalle maçları ve kavgaları gibi.

Şehir milliyetçiliğinin bir diğer yanında ise bazı semtlerin ekonomik yada jeo-sosyal yapısının etkisi baskındır. Hepsi Hacıhüsrev ve Sulukule gibi kötü örnekler ile dolu da bir semtin mensubu olmak değildir. Mengen’in aşçılık kültüründe, Şanlıurfa kebapçılığında, Gaziantep’in baklavacılığında yaşanan kayırma ve destekleme olgusu birer şehir-semt milliyetçiliğidir.

* Irk milliyetçiliği:

Sosyal yaşamın gelişmediği dönemlerde insanların farklılıklarını önemseyen toplumlar görüntü ve renkleri esas alarak ırkları tanımlamışlar. Bunun yapılmasında insan teni bir üniforma gibi görev yapmış. Bazen mahkum üniforması olmuş, bazen de gardiyan. Ama bu üniformanın hiçbir türlüsünden insanlık bir kuruşluk yarar görmemiş.

Allah vergisi bu üniformadan kurtulmak ve ezilmişlik psikolojisi ile kıvranmaktan yorulan bazı örnekler üniformalarını değiştirebilmek uğruna ucube birer yaratık olmayı göze almış.

Bugün eşitlik ve özgürlük diye bağırıyor görünenler daha 40-50 yıl öncesine kadar resmen ayrımcılık ve kısıtlamacılık yapmış ülkeler. Halen kendi vatanında (bu vatan bizim anladığımız anlamda vatan değil) kendi vatandaşına ayrımcılık yapan batı toplumları bunun önüne geçmek isteyenleri duymazdan geliyor. Bu ülkelerin yönetimini elinde bulunduran ayrıcalıklı ve imtiyazlı kesimler halen ülke vatandaşlarının büyük bir yüzdesinin fikirlerine ve durumlarına ilgisiz. Ama kendi vatandaşlarının hallerinden bihaber olmalarına rağmen ilgili ve deneyimli bir ulu ihtiyar bilgeliği ile oturdukları yerden kesin hükümler verebiliyorlar.

* Vatan Milliyetçiliği:

Günümüz siyasal çekişmelerinin içerisinde herkesin dikkatle önemsediği iki olgudan biri Vatan milliyetçiliğidir. Bu olgu, üzerinde durulması gereken en önemli milliyetçilik olgusudur.

Yoğun bilgilerimizin bulunması sebebi ile fazla geriye gitmeden Selçuklu ve Osmanlı tarihi boyunca milliyetçilik olgusundan bahsederek konunun en kritik noktasına el atmak istiyorum.

Hakimiyet alanında Yugoslavya’dan Hindistan’a, Kırım’dan Yemen’e uzanan bir coğrafyayı aynı okul, aynı semt, yada aynı ırk gibi mantıklarla bir arada tutamazdınız. Irkların, inançların ve dillerin tümü bu coğrafyada mevcut. O dönem itibarıyla dünya zaten bu bölgeden ibaret. Buradaki bütünleştirici olma görevi; sultanlı bir yönetim için, en uygun tercih olarak ümmet kavramının üzerine kurulmuştu. Yapıştırıcı o gün için en doğru yapıştırıcıydı.

İyi bir yapıştırıcı seçilmişti. Çözüm: “Aynı inanç” ortak paydasıydı.

İşte bu yapıştırıcı, Selçuklu ve Osmanlının 1000 yıldan fazla ayakta tutulmasına yetmişti. Büyük bir ihtişam ile yönetilen imparatorluk günleri kalıcı olmadı. Beceriksiz ellere geçen ülke; plansız ve programsız yönetilmeye kalkınca tavadaki tereyağı parçası gibi eridi.

Üç asırlık bir gerilemenin ve zayıflamanın ardından zayıflama süreci; deri kemiğe yapışınca durdu. O kemik ki en şişman dönemlerinde bile ülkeyi dimdik ayakta tutan temel unsurdu.

Geride sadece yaşadığı topraklara “vatan” diyen bir küçücük kalabalık kaldı. İşte o küçük kalabalık damıtılmış arıtılmış ve katıksız, çöpsüz, elenmiş ve süzülmüş bir kitleydi. Atatürk, bu kitleye tek bir isimde aynı anda çarpan kalplerin adını verdi. “Bu topraklar üzerinde yaşayan herkes Türk’tür.” Dedi. Ne olursan ol ortak kaygılar, ortak umutlar, ortak sevinçler, ortak hedefler ve ortak bir gelecek için tek bir millet ol. Hiç haline gelmiş yokluklar içerisindeki bir vatan toprağında sıfırdan bir yolculuk başlattılar.

1927 de 13 milyon Türk bu topraklar için “vatan” diyordu.

Bu gün 70 milyonu aşarken aynı 13 milyonun torunları artık bunu tartışıyor.

* Dünya Milliyetçiliği:

Selçuklu ve Osmanlıyı ayakta tutmak için “ümmet” ortak paydasında insanların birleştirildiğini belirmiştik. Ve 1000 yılı aşan bir süre işlerin yolunda gittiğinden bahsetmiştik.

21. Yüzyıla gireli 7 sene geçtikten sonra çevremizi çok rahat görebiliyoruz. Bilgisayarlar ile dünya 50 yıl öncesine göre çok daha küçük. Her geçen gün de küçülmesi devam ediyor.

İşte bu olgu, diğer yapıştırıcıların hiç birine zarar vermeden birbiri ile zıt olsun yada olmasın her olguyla bütünleşmeye gönüllü bir yapıştırıcı.
Bu şans insanlığın son şansı.
Değerlendirmek için elimizde pek vakit de kalmadı.
Lütfen kalemleri bırakın deneceği an çok yaklaştı.
Yani sınav bitiyor olabilir.
Belki bu bayrak yarışında kurdeleye dokunan son adamlar bizler yada çocuklarımız olabilir.

Artık insanlar daha güçlü bir yapıştırıcının daha güçlü bir kenetlenmenin gereğini fark etmeye başladılar. Bu bağlamda yapıştırıcı olarak seçilen olgu yaradılışın da temel amacına birebir çakışıyor. Meraklananlar için fazla gevelemeden söyleyeyim.

Bu yapıştırıcının ana maddesi: “İNSAN OLMAK”

Daha güzel bir kayırma ve destekleme ortak paydası var mı?
Daha kutsalı var mı?
Daha değerlisi var mı?
Yaradılışın bile amacı değil mi? İnsan olmak, insanı oldurmak.

Murat SEVGİ


YORUM YAPAN : Rauf Demirci      TARIH : 09.02.2007
Sadece bir tek ekleyeceğim.

"Ne Mutlu türküm Diyene"

Atatürk bu sözü: Büyükada'da bir Rum mektebinin açılışında söylemiştir. Ama bu söz 4 kelimeden ibaret değildir!

Kırpıp kuşa çevirirseniz başka şeyler de çıkar ortaya...

Bu sözün birkaç kelimelik öncesi var...

"Türkiye topraklarında yaşayan herkez, Türk'tür. Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"

Yani demek istediği şu ki;

1950 ve 60 ların Amerikasında vatandaşlık bilinci (bugünkü anlamda) oluşmaya başlatığında Martin Lutter KING gibi birileri seslerini duyurmaya başladığında toplum olarak ABD Milleti kavramına gidişi sağladı. Amerika bu gün daha yeni yeni bunu söyleyebiliyor. Devlet olmak için milletin bunu demesi lazım.

"BEN AMERİKALIYIM"

işte Atatürk bunu 81 yıl önce 1927 de demiş.

Atatürk'ün söylev ve demeçleri Cilt:3, Sayfa 145, TBMM yayınları
Rauf DEMİRCİ
rauf_demirci@hotmail.com


YORUM YAPAN : Kerem Akbaş      TARIH : 25.01.2007
Kavramların içini boşaltma ve sulandırma işini iyi yapan bir milletin çocukları olarak yazdıklarınıza benzer yazıları yıllarca okuduk. Demokratikleşmenin aslında sadece "tahammüh eşiği"nin artması ile başlayabileceğini anlamadık. "Bir Türk dünyaya bedeldir." dedik ama olmadı. Şimdi yazıklarınız pek çok sağ duyulu insanın ortak temmenisi olmakla birlikte teorinin pretiği geçişinde problemler yaşadık. Hep bir "hain saldırı" oldu. "Failler en kısa zamanda yakalanacak" dendi. Ama her seferinde kirlendik. Umarım ve sanırım umarız 120 bin kişinin katılımı bir şeylerin dğeişmesi için ön ayak olur. Bazen bir yanlış bir doğru edebilir.

   YORUM YAPIN

 
    EDITÖRE AIT SON 15 YAZI   Bu Editöre Ait Tüm Yazılar
    - Hoşgeldin Benim Canım   (15.10.2008)
    - GELİYORLAR   (15.10.2008)
    - UTANIYORUM   (22.10.2007)
    - MİLLETİMİN VEKİLİ   (23.07.2007)
    - ÇORLU’YU SEVMEK   (18.06.2007)
    - TELEVOLE   (06.06.2007)
    - ÇORLU'DA   (04.06.2007)
    - NERESİNDEN TUTSAM?   (27.02.2007)
    - SEVGİLİLERE   (14.02.2007)
    - MİLLİCİLİK   (21.01.2007)
    - DOĞRU NEDİR?   (07.01.2007)
    - BAYRAMLAR   (25.12.2006)
    - DERİNE İNMEK   (16.12.2006)
    - NORMATİF PLANLAMA   (13.12.2006)
    - ÜÇYÜZBİNDOLAR   (11.12.2006)
Yazarın Tüm Yazıları

 

 












Siz de Mail Listemize Katılın

Listemize katılarak en son
haberleri bültenler halinde düzenli olarak alabilirsiniz.

 
Alışveriş Merkezleri | Ambalaj | Bilgi Teknolojileri | Çiçekçilik | Danışmanlık | Dayanıklı Tüketim | Denizcilik | Deri Sanayi ve Ürünleri | Diğer Sektörler | Eğitim | Eğlence | Elektrik - Elektronik | Enerji | Ev Ve Bahçe Aksesuarları | Finans | Fotoğraf Ve Sanat | Gayrimenkul | Gıda | Hayvancılık | Hazır Giyim | Hırdavat / Nalburiye | Hizmetler | Inşaat / Yapı | İklimlendirme Sistemleri | İthalat / İhracat | Kamu Kurumları | Kırtasiye / Basım | Kimyasal Madde | Kişisel | Makine / Metal | Market / Mağaza | Matbaa Ve Yayıncılık | Meslekler / Dernekler | Mobilya | Orman Ürünleri | Otomotiv Ve Yan Sanayi | Oyuncak | Pazarlama | Plastik | Reklamcılık | Sağlık | Sigorta / Resürans | Sivil Toplum | Süs Eşyaları | Takı / Aksesuar / El Sanatları | Tarım Ve Ziraat | Taşımacılık / Lojistik | Tekstil / Giyim | Telekominikasyon | Tıp / Sağlık | Turistik İşletmeler | Üretim Sanayi - KOBİ | TÜM SEKTÖRLER |

CorluTicaret.Net Hakkında  |  İletişim  |  Sıkça Sorulanlar  |  Reklam Programları  |  Özel Firma Üyeliği
 
 
 
©2006 CorluTicaret.Net.Tüm Hakları Saklıdır.Sitede Geçen Tüm Yazı, Döküman v.b Kaynakların
 Izinsiz Kullanılması Suçtur ve Sitede Adı Geçen Firmaların Tüm Bilgilerinden Sadece Ilgili Firma Sorumludur.
Ayrıca Bkz. Gizlilik & Güvenlik Politikası
Çorlu Web Tasarım
spektra